DIŞ TİCARET

Dış Ticaret

Dış Ticaret İşlemlerinde Riskler

Dış ticaret demek yeni fırsatlar demektir, yeni fırsatlar daha fazla kazancı da beraberinde getirecektir kuşkusuz ancak dış ticaret demek aynı zamanda risk demektir. Eğer alan memnun, satan memnun durumu söz konusu ise; bazen eksik/hatalı bilgi nedeniyle pek çok şey yanlış yapılsa da işler bir şekilde sonuçlanır. Ancak unutulmamalıdır ki; taraflar arasında bir ihtilaf söz konusu olduğunda veya anlaşmazlık çıktığında her şey terse dönebilir ve geçmişte hiç önem verilmeyen ve sorun olmayan küçük detaylar büyük maddi kayıpların nedeni oluverir.

Yurt dışına yapılacak bir satım ve yurt dışından yapılacak bir alım faaliyetinin daha güvenli ve daha başarılı bir şekilde sonuçlandırılması; dış ticaret işlemlerinde ilk aşamadan son aşamaya kadar ne tür uygulamalar yapıldığının bilinmesi ile mümkündür. 

Dış ticaretin işleyişi konusunda  yeterli bilgiye sahip olmayan bir firmanın dış ticaret işlemlerinde  karşılaşabileceği riskler de bir o kadar fazla olacaktır.

Gelişen teknolojiyle birlikte dış ticaret işlemleri de yıllar içerisinde büyük ölçüde değişim geçirdiyse de tarafların karşılaşabileceği riskler de büyük bir değişiklik olmamıştır.

Dış ticaret işlemlerinde; ithalatçı ve ihracatçı açısından bakıldığında iki temel risk vardır. Bu riskler:

Hiç bir dış ticaret işlemi; ihracatçı gönderdiği malın/hizmetin ödemesini almadan ithalatçı da ödemesini yaptığı malı/hizmeti teslim almadan tamamlanmış sayılamaz. 

Ancak ticaret ilişkisi ne kadar sorunsuz başlamış olursa olsun, maalesef işler her zaman yolunda gitmez.

İhracatçının tarafından bakarsak; bazen ödemeler gecikebilir ya da hiç gelmeyebilir veya siparişlerin devamı gelmez.

İthalatçının açısından baktığımızda da; bazen ödemesini yaptığı malı/hizmeti teslim alamaz, geç alabilir ya da mallar istediği kalitede çıkmaz.

Peki neden?

Dış ticaret işlemlerinde ithalatçı ve ihracatçı açısından yukarıda bahsedilen iki temel riski doğuran ya da arttıran pek çok faktör vardır. Bu faktörleri aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz:


Farklı Dil ve Kültürler
İngilizce her ne kadar uluslararası ticaretin resmi dili kabul edilse de; en nihayetinde evrensel bir dil değildir ve anlama derecesi ülkeden ülkeye veya kurumdan kuruma farklılık gösterebilir. Dilin kullanımının farklı yorumlanmasından kaynaklanabilecek yanlış anlamalar daha sonraki aşamalarda önemli anlaşmazlıklara neden olabilir.

Ülkeler arasındaki kültürel farklılıklar da beraberinde farklı hassasiyetler getirebilir ve bu faktörler dış ticaret işlemlerinde potansiyel tuzaklardır. Örneğin dış pazarlara açılma hedefi olan bir firmanın, ürün veya marka ismi belirlerken bile çok dikkatli davranması gerekir. Ürün isminin akıllarda kalabilecek  ve telaffuzunun kolay olması önemlidir.Diğer taraftan ürün isminin farklı kültürlerde veya dillerde neler çağrıştırdığının araştırılması ve olumsuz çağrışımlara neden olacak isimlerin kullanılmaması önerilir. Örneğin Chevrolet, Güney Amerika pazarına "Chevy Nova" isimli ürünle girdiğinde beklediği satışları yakalayamamıştır. Daha sonra anlaşılmıştır ki; ‘’Nova’’ kelimesinin İngilizce karşılığı her ne kadar ‘’parlayan yıldız’’ olsa da İspanyolcada ‘’No Va” 'işlemez, çalışmaz‘’ anlamına gelmektedir. Opel markası İngiltere’de Vauxhel  ismiyle satış yapmaktadır. Nedeni ise; Opel’in II. Dünya Savaşı sırasında Alman ordusuna üretim yapmasından dolayı İngilizler üzerinde oluşan olumsuz imajından kurtulmaya çalışmasıdır. Bazen renklerin bile etkisi olabilir ürünün girilen pazarda başarı getirmesinde. Örneğin yeşil Müslümanlar için kutsal renk olsa da, nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan Malezya’da  hastalığı ve kötülüğü çağrıştırır.

Farklı Hukuk Sistemleri ve Farklı Yerel Mevzuatlar
Her ülkenin hukuk sistemi ve dış ticaret ile ilgili yerel düzenlemeleri farklıdır. ICC (International Chamber of Commerce) tarafından uluslararası ticaret konusunda pek çok düzenleme yapılmış ve kurallar yayınlanmış olsa da; tarafların sözleşme şartlarında herhangi bir anlaşmazlık halinde hangi hukuk sistemini kabul ettikleri bu noktada önem kazanır. Unutulmamalıdır ki; yerel hukuklar çoğu zaman ICC kurallarının üzerindedir. Hiç bir zaman karşı tarafın hukuk sisteminin kendi hukuk sistemimizle aynı olduğu varsayılmamalı, karşı tarafın hukuk sistemi ile kendi hukuk sistemimiz arasındaki farklar araştırılmalı, bu farkların girilen ticari ilişkiye olası etkileri iyi analiz edilmelidir. Tarafların karşı tarafın hukuk sistemini veya yerel düzenlemelerini bilmemesinden  dolayı doğru yaptıklarını düşündükleri ancak herhangi bir anlaşmazlık halinde haksız duruma düşecekleri durumlar doğabilir.

Ülkeler arasındaki sözleşmeler hukuku arasındaki farklılıklar da yine her zaman göz önünde bulundurulması gereken risk faktörlerindendir. Mümkünse CISG vb. uluslararası kabul görmüş kurallara atıfta bulunulmalıdır.

Ürün sorumluluğu, ihmalkarlık, patent hakkı, tüketici hakları, rekabet koşulları vb. koşullarda karşı ülke hukukunun araştırılması ayrıca önerilir. 

Farklı Döviz Cinsleri ve Kur Riski
Dış ticaret söz konusu ise; yerel para cinsinden farklı bir döviz cinsi ile iş ilişkisine girilecek olması da kaçınılmazdır ve yerel döviz cinsinden farklı döviz cinsi ile ticari bir ilişkiye girmek de beraberinde yine kaçınılmaz olarak kur riskini getirir. Bazı dönemlerde çok kısa süreler içerisinde bile kurlarda büyük oynamalar yaşanabilir. Maalesef böyle dönemlerde pek çok ihracatçı;  kar payını kur farkından zarar ederek kaybeder. Yine bazı ülkelerin yerel mevzuatlarında ithalatçının; ihracatçıya ödeme yapacağı döviz cinsini satın alması için özel izinler alması bile gerekebilir. 

Finansman Gücü
İhracatçının satacağı malı üretebilmek için ön finansmana ihtiyacı olup olmadığı, ithalatçının ödemeyi vadeli mi peşin mi yapacağı konuları taraflar pazarlık için masaya oturduklarında ve sözleşme şartlarının, ödeme şekillerinin belirlenmesi aşamasında önem kazanır ve pazarlık gücünün de hangi taraf lehine olacağı konusunda belirleyici olur.

Müşterinin Kredibilitesi
Dış ticaret işlemlerinde bir diğer risk faktörü de müşterinin kredibilitesi ve reputasyonu konusunda bilgiye ulaşmanın, yurt içi ticarete göre daha zor olmasıdır. Eğer müşterinin kredibilitesi konusunda yeterli bilgiye sahip olmadan ticari ilişkiye giriliyorsa; ihracatçı açısından ödemeyi alamamak, ithalatçı açısından da ödemesini yaptığı malların yüklenmemesi ya da istediği kalitede olmaması önemli bir risk unsuru haline gelecektir. Eğer ilk kez ticari ilişkiye girilecek bir müşteri söz konusu ise; mutlaka iyi bir araştırma yapılmalıdır. Müşterinin gerçekten var olup olmadığı sorgulanmalı, gerekiyorsa resmi kurumlardan bilgi alınmaya çalışılmalı, herhangi bir fikri mülkiyeti (patent vb.) olup olmadığı kontrol edilmelidir.

Ülke Riski
Müşteri kredibilitesinin yanı sıra müşterinin bulunduğu ülkenin kredibilitesi de dış ticarette önemli bir faktördür. Örneğin, ithalatçının ülkesinin dış borçların ödenmesine ilişkin kanuni yaptırımları ve gücü  olup olmadığı ya da ihracatçının ülkesinde ödemesi peşin alınmış bir malın yurt dışına gönderilmemesi durumuna karşı kontroller konup konmadığı ve gönderilmemesi durumunda cezai yaptırımlar uygulanıp uygulanmadığı önemli konulardır. Yine ülkenin coğrafi konumundan ötürü deprem, sel, kuraklık vb. doğal afetlerin sıkça yaşandığı bir bölgede bulunması dış ticaret işlemlerini riskli hale getirebilecek faktörlerdendir. 

Satış sözleşmesi imzalandıktan ve ticari ilişki başladıktan sonra; alıcının ya da satıcının ülkesinde devlet tarafından yapılabilecek politik düzenlemeler, kambiyo veya gümrük mevzuatında yapılabilecek değişiklikler, ambargo uygulamaları, kotalar, dış ticaret işlemlerine getirilen kısıtlamalar, savaş, ayaklanma vb mücbir sebepler dış ticaret işlemlerinde önemli risk faktörlerindedir.

İnsan hakları, ticari yaptırımlar, uluslararası hukuk kurallarına uyma konusunda uygulanan politikalar riskleri analiz ederken göz önünde bulundurulması gereken hususlardandır.

İthalatçının ülkesinin ekonomik krize girmesi durumunda devlet tarafından yurt dışı ödemeleri durdurulabilir veya ödemelere kısıtlamalar getirilebilir.

Yine ithalatçının ülkesi; satış sözleşmesi imzalandıktan ve hatta mallar yüklendikten sonra bazı ürünlerin ülkeye girişini yasaklayabilir. Örneğin Japonya Çin’den yapılan tarımsal ürünlerin ithalatını bir dönem böcek ilacı taşıdıkları gerekçesiyle durdurmuştur. İspanya hükümeti Ukrayna’dan yapılan ayçiçeği yağı ithalatına yasak koymuş, Güney Kore Amerika’dan yapılan et ithalatını yasaklamıştır dönem dönem.

Ticari Riskler
Pazara girişte yanlış zamanlama, yanlış fiyatlama, yanlış partner seçimi, etkin olmayan promosyon çalışmaları gibi stratejik ve taktiksel hatalar ve malın beklenen kalitenin altında olması, alıcının sözleşme şartlarına uymaması veya iflas, tasfiye ve benzeri nedenlerle mal bedelini ödememesi, alıcının sevkiyatı yapılmış malları kabul etmemesi ve operasyonel hatalar da beraberinde ticari riskleri getirir.

İhracatçı ve ithalatçı açısından bakıldığında; dış ticaret işlemlerinde karşılaşabilecekleri riskler aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

İhracatçı Açısından Riskler

  • Malların ithalatçı tarafından kabul edilmemesi
  • Taşıma esnasında mallarda kayıp ve hasar nedeniyle ithalatçının eksik ödeme yapması
  • Malların geri gelmesi nedeniyle yüksek navlun bedellerinin ödenmesi
  • Malların ithalatçı tarafından kabul edilmemesi durumunda ödenecek ekstra demuraj masrafları
  • İthalatçının ülkesinde döviz alım satımının yasaklanması veya bir süre için ertelenmesi
  • Mallara devlet tarafından el konulması
  • Ödemelerin ertelenmesi için hükümet kararının alınması
  • İç savaş, boykot, ambargo, devalüasyon
  • Hükümetçe malların ülkeye girişinin yasaklanması
  • Kur dalgalanmaları, merkez bankası müdahaleleri
  • Hükümetlerce mal standartlarında yapılan değişiklikler

İthalatçı Açısından Riskler

  • Malın hatalı, eksik veya kalitesiz çıkması
  • Malın geç gelmesi ve bu nedenle pazarın kaybedilmesi
  • İhracatçının hazırladığı sevk belgelerindeki hatalardan ya da eksikliklerden dolayı malların gümrükten çekilmesinde gecikme yaşanması
  • İhracatçının sahte yükleme belgeleri düzenleyerek mal bedelini önceden alması
  • Mallara hükümetçe el konulması
  • İhracatçının geç yüklemesi ve bu arada kotaların dolması
  • Devalüasyon
  • İç savaş, boykot, askeri darbeler
  • İthal yasakları, ambargolar

Dış ticaret işlemlerinde riskleri minimize etmek için ilk adım; öncelikle risklerin neler olabileceğini belirlemektir. Tüm risklerin aynı anda yaşanacak olması teoride mümkün olsa da pratikte elbette pek mümkün değildir. Bu yüzden öncelikle satış bazında olası karşılaşılabilecek riskler belirlenmeli, daha sonra da bu riskleri minimize etmek için gerekli tedbirler alınmalıdır.

 

yukarı çık